15 Ara 2009

Kredi Kartı-Vak'a aaaaa!


Dün akşam galası yapılmış ve bizim de ön safhalarda izlediğimiz bir oyundur efendim.. Çok sevgili Uğur Polat ve ilk kez tanıyıp izlediğimiz Çağ Çalışkur oynamakta..
Şimdi ne yazsam diye düşünüyorum oyun bittiğinden beri.. Oyunu özellikle de içinde Uğur Polat olan bir oyunu kötülemek asla ve asla istemeyeceğim bir şey.. Ancaaakkkk, gel gelelim kendimi tutamicam, çok ama çok sıkıldım... Çok büyük beklentilerle de gitmedik oysaki.. Zira adından da anlaşılacağı üzere son zamanlarda çoğu stand up' çının diline düşen klasik kredi kartı borçları, çağrı merkezi' ndekilerle diyaloglar vs. olacağını tahmin ediyordum, ancak çıkışta "hiç değilse öyle olsaydı" diye de düşünmeden edemedim..

--SPOİLER İÇEREBİLİR TİKKATT--

Oyun tek perde ancak iki bölümden oluşmakta.. Uğur Polat ilk bölümde parası olmasına rağmen kredi kartlarına ödeme yapmayan, kendisini arayan banka yetkilileriyle ilginç(!) diyaloglar kuran bir adamı canlandırıyor, bu arada arkada Çağ, çatlak bir radyocu, ancak aralarında hiç bir diyalog olmadı mesela, ben en azından herkesle telefonda konuşan bu adamın bi de radyoyu arayıp çatlak radyocuyla konuşarak tempoyu yükseltmesini en azından hareketlenmesini beklerdim, uff ne biliyim..
İkinci bölüm de zaten hiç konsantre olamadım, ama o da anlayabildiğim kadarıyla şöyleydi; (bu bölümde sadece Uğur Polat oynamakta) her şeyde mükemmel olma hastalığına tutulmuş bir adam Bay C.. 5 sene boyunca terapi almış, terapisti kitap çıkarmış ama bu kitapta kendisine yer vermemiş bunun hakkında yine telefonla konuşa konuşa bitiriyo, sadece o kadar sıkıntıdan sonra Bay C'nin soyunma sahnesi var o da o ana kadar olan sıkıntıyı malesef almıyor, şaşırtmakla yetindiriyor...

Oyun bitince önümüzdeki çiftte aynı şeyi tartıştı;
- Oyun çok kötüydü
- Uğur Polat iyiydi ama
- Ama oyunun kötü olduğunu değiştirmiyor bu
- Doğru......

** Uğur Polat'ın düzgün Türkçe'sine ve ses tonuna hayranım, bunu da belirtmek isterim.. Keşke daha iyi bir oyunda izleyebilseydik onu bu sezon..

** Oyun sanki zorunlu yazdırılmış gibi, ne biliyim hadi bu konuda bi oyun çıkartalım, hadi hooopp yazdık gibi, ayrıca oyun tek kişilikken, Çağ Çalışkur sonradan mı eklendi onu da bilemiyorum ama diyaloglara bakılırsa, alakasız, sonradan -hadi bi renk olsun- diye konulmuş gibi..

Yazan, Yöneten: Cüneyt Çalışkur
Oyuncular: Uğur Polat, Çağ Çalışkur

** Sinemada da tiyatroda da asla ve asla gitmeyin diye olumsuz tavsiyelerim olmaz, zira her insanın kendinin karar vermesini tercih ederim, bana olumlu yapılan tavsiyelere uyarım ama olumsuzları çok ciddiye almam görüp kendim karar vermeyi yeğlerim, dolayısıyla ben sadece kendi fikirlerimi burda belirtiyorum, bunu da yazayım da içim rahat etsin:)

11 yorum:

Aynur dedi ki...

sitenizi googleda oyun hakkında yorum ararken buldum.dun oyunu bende izledim ve fecii şok oldum diyebilirim. ugur polat var dıye baya heyecanlamıştım cunku, daha ıyı bır senaryo cıkartabılırlerdı bence. ayrıca ugur polatın seyırcılerı selamlarda ki surat ıfadesı neydi oyle sıkkn ve bitsede gitsem gibi, farkettınız mı sız ?
tesekkurler
Aynur

ceren dedi ki...

kesinlikle farkettim, ya seyircinin sıkıldığını anlamış ya da kendi de zorla oynamış gibiydi.. hala anlayabilmiş değilim..

barış dedi ki...

ya da oyun bıtımınde oyle selamlama yapıyor somut bır surat ıfadesıyle..

ceren dedi ki...

robot gibiydi ya, yok yok bence beğenmedi kendiside:P

Adsız dedi ki...

oyunu bende bugün izledim. Radyocunun göndermelerini ben beğendim. - Obama' nobel barış ödülünü alması mesela-

Müşteri hizmetleri ile geçen diyaloğlarıda beğendim fakat 2. yarı kabul Edebileceğimiz vaka kısmında oyunun teksini beğenmedim.Ne anlatmaya çalıştığı çok anlaşılır değildi.

Selamlama kısmına gelince Uğur Polat'ın diğer oyunlarınıda izlediyseniz bilirsiniz ki selamlamada hep böyledir.Çok kısa sürer ifadesi düzdür.Aynı şekilde Erdal Beşikçioğlu'da bu şekilde selamlar seyirciyi.Tarzları bu..

ceren dedi ki...

hımm.. ben açıkçası ilk kez izledim uğur polat'ı sahnede, dolayısıyla bilmiyorum nasıl selam verdiğini.. ama ne biliyim çokta sıcak bulduğumu söyleyemem, en azından karşında sana gülümseyen hatta sana tapan bir sürü seyirci varsa.. ama diyorum ya illa ki bi felsefesi vardır..

haşim ecmel dedi ki...

çok merak ediyordum ama bu yorumlardan sonra aklımda bazı soru işaretleri oluşmadı değil...

ceren dedi ki...

bence yine de izleyin, herkesin yorumu farklı olabilir, izledikten sonrada yorum yazın lütfen değerlendirelim yine :)

Y a s m i n dedi ki...

bu pazar gününe bilet aldım ve oyun hakkında google'da gezinirken okudum yazılanları... içim karardı, bileti iptal edip başka oyun mu seçsek acaba? (üstelik ist. dışından gelip 5 güne 4 oyun rezerve etmiş birileri olarak...) ne yapayım o güne daha iyi bir oyun önerisi olan var mı?

ceren dedi ki...

aslında herkesin yorumu farklı olabilir, o yüzden keşke gitseydim diyeceğinize ben gitmenizi ve ona göre karar vermenizi tavsiye ederim. ama farklı bi oyun alternatif isterseniz ben bu sezon en çok "tarla kuşuydu juliet", "vahşet tanrısı", "ful yaprakları", ve "düşüş", ü beğendim.

erdal dedi ki...

oyun güzel, saniye sıkılmadım, iki perdede de net bir konu enteresan ayrıntılarla anlatılıyor, iddialı bir oyun değil, iki ay sonra hatırlamayacağınız türden, Polat gayet iyi, Türkçe'yi büyütenlerden, Çağ da iyi, mizansene renk katıyor, gidin, eğlenin