Pazar Günü Etkinlikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazar Günü Etkinlikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nis 2010

"Yemekten Sonra Bekliyoruz"



Barış'la Pazar günü gezmelerimize son hız devam etmekteyiz, aslında şu sıralar cidden hava gezmeye, görmeye, fotoğraf çekmek için dolaşmaya müsait, zira yazın cidden öğle saatleri dışarıda olmak hiç çekilmiyor.

Bugün ki rotamız Anadolu Kavağı oldu, ben 3 senelik bi İstanbullu olarak hiç gitmemiştim, valla hayret üşenmedik 1,5 saat kadar yol çektik. Gittiğimize değdi zira manzara cidden çok iyi, balık ekmek süper, hele ki yukarıda gördüğünüz amcanın sattığı leblebi unundan helva müt-hiş-ti !!

Kaleye yürüyerek çıkacaksanız baya bi efor sarfetmeniz gerekmekte, çıktıktan sonra manzara o yorgunluğu atıyor atmasına da kalenin duvarına yazılmış isimleri gördükçe çileden de çıkabiliyorsunuz. Ayrıca bir de çekirdek çitlemeye gelmiş insanlar var ki değinmek bile istemiyorum.

Neyse işte, eğer giderseniz benden söylemesi o helvacı amcayı bulun..

** "Yemekten Sonra Bekliyoruz" sözü oranın waffle'cılarına ait, ilk duyduğumuzda güldük baya ama hepsi öyle bi adet geliştirmiş, hatta dönerken "aa hani geliyodunuz?" diye sordu biri :D

27 Ara 2009

Tercih Edilen PAZAR Günü Seçenekleri


Bunu maddeleyelim, evet bugün de günlerden Pazar, ve Pazar gününün ıssız ve sessizliği beynimi ele geçirdi sevgili okur, bunun hezeyanı ile evden yanımda kahve ve gazetelerimle bildirmekteyim..

* Evet, benim tercih ettiğim Pazar, genelde uykucu bir beden ve kafayla yataktan kaldıran bir Pazar'dır.. Yüz yıkama seansından sonra mutfağa doğru terlikleri sürükleyip çayı koyandır, ardından sevgili kocanızın kalkıp fırına simit almaya ve markete gazete almaya gitmesidir, sizin mükellef bir kahvaltı sofrası hazırlayıp, tv' de en yapış yapışından bir magazin programı açmanızdır, ardından kocanızın zili çalması ve en az 1 saat süren kahvaltıdır.. Ardından gazetelere dalmaktır, kocanızın en sevdiğiniz gazetede kendi karikatürünü görüp gülümsemek hatta kahkaha atmaktır, gazeteler bitince filtre kahvenizi alıp, jazz eşliğinde internet taraması yapmaktır, bloga yazmaktır .. Kocanızın Pazar Pazar müzayedeye gitmesine sinirlenmektir, çabuk gel diye tembihlemektir, belki evin çevresinde kısa bir yürüyüş yapmaktır, sözlüğe yazmaktır, bir parçası kuvvetle muhtemel kayıp olan puzzle' a sövüp saymaktır, haa bu arada gece seansına alınan sinema biletini anımsayıp mutlu olmaktır ..


* Yukarda anlattığım tahmin ettiğiniz gibi bu Pazar olanlar, ama başka seçeneklerde sunmak isterim tabi.. Mesela, geç uyanıp güzel bir yerde brunch yapmak olabilir, jazz eşliğinde.. Ben niyeyse Pazar günlerine müzik olarak en çok jazz ı yakıştırıyorum, sanırım o dinginliği bozmamak için.. Brunch'tan sonra çıkıp etrafı gezip bol oksijenli bir yerde kısa bir yürüyüş olabilir, sonrasında da tiyatro ya da sinema ile taçlandırabiliriz günümüzü..

* Ya da , evde biriken dvd ' leri ölümüne izlemek olabilir, bi dvd arasında da mutfağa gidip koca bi tencere makarna yapıp film eşliğinde yemek olabilir..

* Tüm gün yataktan çıkmayıp, uyuyup uyanıp yanınızda duran kitabı okuyup tekrar tatlı bi uykuya dalmak olabilir.. Benim uyandıktan sonra uyuma gibi bi seçeneğim imkansız ve ötesi olduğu için bu seçeneği kendi adıma atlıyorum..

* Malum aşure ayında olduğumuz için koca bi tencere yapıp apartmana dağıtıp, sevindirmek ve sevinmek olabilir..

* Yine jazz çalan bir cafe' de çok sevdiğiniz insanlarla buluşup felsefe yapmak olabilir (ben buna eğer ki o gün tam modumdaysam bayılırım)

Bunlar aklıma gelenler, bi de yapılmaması gerekenler var kısaca değinmek isterim

** Misal, asla ve asla hele ki yılbaşı yaklaşmışsa kalabalık yerlere gidilmemeli, avm'lerde uzak durulmalı..

** "Ay ne zamandır ev çok pis" diyip, temzlik yapmaya kalkışılıp güzelim Pazar küstürülmemeli..

** Cumartesi gecesi baya baya geç yatıp Pazar sabahının o güzelim sessiz saatleri uykuda geçirilmemeli.


Bu arada bu Pazar dinlemenizi tavsiye edeceğim parça, jazz albümü, Bill Evans Trio Stan Getz - "Grandfather' s Waltz" .. Tam da bu Pazar' a yakışacak cinsten..

6 Ara 2009

Bu Pazar


Bu pazar bayadır yapamadığımız bir şey yaptık sevgili kocicim Barış'la.. Ne mi yaptık? Aslında hem pek çok şey yapıp hem de pek çok şeyi yapmadık! Evde oturduk!! Aslında oturmadık, yani evde yapacak zevk dolu bir şeyler yarattık.. Hem dinlendik, hem de evimizin, özellikle de mutfağımızın tadını çıkarttık.. Sabah, daha doğrusu öğlene doğru, hadi şunu brunch yapalım, kallavi bir kahvaltı yaptık, kahvemizi içerken de Flash Forward izleyelim dedik, hadee izledik, ardından bi bölüm daha, bi bölüm daha derken 4 bölüm nerdeyse üstüste izleyiverdik.. Sonra mutfağa girip zeytinli kek patlattık, ohh miss oldu miss.. Akşam yemeğimizi de hazırlayıp yedikten sonra sıcak çikolatalarımızı alıp Sertab Erener'in konser dvd'sini izledik.. Henüz izlemeyen varsa 2007 yılında Harbiye'de "Otobiyografi" olarak çekilen konseri izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum, zira çok emek vererek hazırlanmış, Sertab'ın hayatından kesitler sunduğu, Sezen Aksu, Fahir Atakoğlu, Demir Demirkan gibi büyük isimlerin kendisine eşlik ettiği müthiş bir konser olmuş, biz gitmedik ama dvd'sini defalarca seyrettik..
Öhöm, nerde kalmıştık, sonra da bir Pazar gününü en iyi ne sonlandırır sorumuzun yanıtı için de açtık Leverage'i izliyoruz, bende bunu reklam arasında karalıyorum buraya.. Bu arada Leverage'in bugün sezon finali, üzülüyoruz izlerken bi yandan da!

22 Kas 2009

Pazar Günü Etkinliği


Bu da yeni etiketimiz.. Hımm...
Pazar'ları tatil olduğumuz için bir yerlere atıyoruz kendimizi Barış'la. Misal dün ne yapmışız bi bakalım. Sabah 9:30 gibi kalktık, Barış kallavi bir kahvaltı sofrası hazırlamış bi güzel tükettik. Efendime söyliyim, saat 14:00 civarı evden çıktık, istikamet Çengelköy.. Fotoğraf makinemizi ve sırt çantamızı da aldık. Önce oturup bi sahlep içtik, ardından da yürüyerek Beylerbeyi'ne gittik ve bol bol fotoğraf çektik. Sonracığıma, benim giymekte ısrar ettiğim ayakkabılarım ayağımı zonklatmaya başlayınca minibüse binip Üsküdar'a vardık, Barış'ı Beşiktaş'a gidip dvd almaktan son anda vazgeçirdim, neyse ki yol üzerinde bi dvd ci bulduk ve baya bi film aldık, o sevinçle bi de ev alışverişi yapalım evde güzel bir akşam yemeği yiyelim dedik ve nihayetinde eve döndük, yeni gözdemiz flash forward izledik ve pazar akşamını en güzel sonlandırabilecek dizi olan "leverage" ile pazar'a elveda dedik.
**Bu da böyle bir günümüzdür sevgili blogger**