17 Mar 2010

Çocukken Yapılan Saçmalıklar


Gül hastalığımla boğuşurken bu konu aklıma geldi, zira gül hastalığı denen meret bir nevi kızamık bir nevi suçiçeği gibi bişey ve hart hurt kaşındırmakta kaç gündür beni, oyalanmam gerek.

Çocukken aşırı sosyal bi çocuk olmamakla beraber, kendi çapımda bi dünyam vardı, sosyal falan değildim ama ayıptır söylemesi herkesin en iyi arkadaşı olarak kapışılma gibi bi durumumda vardı, neden mi sevgili dost? Çünkü ben iyi bir dinleyici, iyi bir nasihatçı ve iyi bir trendikondum(bu ne) çocukken tabi, şimdi çıktım haliyle bende zıvanadan.

Kendi saçma dünyamı açacağım şimdi size birkaç örnekle..

5 yaşlarındaydım, evde annemle babam fırın için elektrik kablosu deniyolardı, bende aman bunlar bişey beceremediler kaç saattir diyip, ucu açık bir kabloyu prize sokup, annem sayesinde kül olmaktan son anda kurtulmuşluğum vardır.. Hastaneye giderken taksici çocuğun bizden daha beter panik yapıp bin türlü kaza atlatmasından da kurtulduğumuza şükrederiz ara sıra.. Elimin içinde hala iufak bi izi vardır (- x) şeklinde ahahah.

Sonracıma, kreşe giderken bi gün çok hastalandım ama gitmek gerek, annem çalışıyo falan, ben de bi tripler. Servis kocaman, ben oturuyorum, bizden sorumlu teyze kemerimi bağlıyo ama inerken çözmeyi ve beni almayı unutuyo! Hah bende sinirden inmiyorum, saatlerce beni arıyolar falan, servisçi amca görmüyo beni içerde, dolanıyoruz tüm ankara'yı beraber nerdeyse, annemler beni arıyo herkeste bi panik. Sonunda amca beni görüyo, beni mal mal kreşe postalıyolar, ıspanağı basıyolar mideye..

Aslında daha çok var, sandalyeye çıkıp kendini yere fırlatmak suretiyle yapılan denemelerim, oyuncak pilot yutmak, röntgende pilotu öylece görüp hüzün yapmak, misket yutmak, buruna üzüm tıkıştırmak, taşındık diye sinirlenip eski mahallemize kaçmak, arkadaşı ikna edip ormanda yaşamak için evden kaçmak vs.. uzar bu..

Böle bi hayal dünyası yok kardeşim diyorum ve bu dünyaya çocuk getirmek istemiyorum diyen klişecilere söylüyorum, doğuracağınız çocuğun dünyasını da bi kontrol edin, zira bazen onlar da dünyaya zarar verebiliyorlar..

12 yorum:

Loreathan dedi ki...

Elektrikle ilgili benim de benzer bir maceram olmuştu, neden hep burasından tutuyoruz, bir de fişe giren yerlerinden turarak sokmayı deniyim dedim, neden dedim?Asla bilemiyeceğim ama dersimi çok iyi almıştım, hayatımda bir daha böyle bir deneyim yaşamam inşallah, öyle bir çarpıldım ki çığlık çığlığa elimden fişi atmayı zor başardım. Neyseki bir şey olmadı ama inanılmaz korkmuştum.

noranıngemisi dedi ki...

Benim kardeşiminde prize çivi soktugu ve 2 metre uçarak yere indiği bir anımız var, hala uçuş anı gözümün önünde :)

ceren dedi ki...

ikinizinde yorumundan anladığım çocukların fişlerle prizlerle inanılmaz bir yakınlığı var, bi bağ kuruluyo demek ki onlarla aramızda. neyseki hepimiz ucuz atlatmışız.

bu arada o anda fişi elinden atmak büyük bi başarı, loreathan tebrik ediyorum:) zira beni annem tutup kurtarmıştı, bi miktarda kendi titreyerek:)

nora, kardeşin de prize çivi sokmayı nası düşünebilmiş onu da tebrik ediyorum, aklıma gelse bende 1 saniye bile durmaz yapardım kesin:)

Sweet Leaf dedi ki...

Ben de çivi soktum prize küçükken. Babam bir şey tamir etmek için tüm çivileri halının üzerine yaymıştı, işine yarayacak bir tanesini arıyordu, sırtı da bana dönüktü, ben de birkaç tane aldım oynamaya başladım. Yakınımda da bir priz var. Babam dönüp "Sakın prize dokundurma onları ama tamam mı?" dedi. O bunu diyene kadar aklımda yoktu, o uyardığı anda ölüp bitmeye başladım prize sokmak için elimdeki çiviyi. Bana bakmadığı bir anda da soktum. Canım yandığı gibi de attım elimden, ufacık da bir çığlık attım tabi, çok çarpılmamışım demek ki. Babam da korkup döndü hemen, ben hiçbir şey olmamış gibi diğer çivilerle oynuyordum. Güldü, soktun di mi diye. Evet dedim o zaman ağlamaya başladım hehe. :D

Sonradan daha çok acımıştı sanki, kaşınır gibi. Ama o an o suçluluk hissiyle nasıl da inkar ediyorum yakalandığımı anlayana kadar. Kesin yakalanmadıysam önemli değil, canım acısın ama kızmasınlar da... :D

ceren dedi ki...

ahaha keşke yazının başlığını "çocukların prizle olan duygusal bağları" diye atsaymışım:)

sweet leaf, bu durumda aramızdaki en şanslı birey ilan ediyorum seni, ufak bi kaşıntı ve çığlıkla atlatmışsın, zaten ne oluyosa inat uğruna oluyo ya ben buna kopuyorum:))

banyosuyu dedi ki...

ben de bir anne vardı.
bırak prize bişey sokmayı o tarafa doğru baktığımızı görse yapıştırırdı sümsüğü.
ama ayağımın ortasına çivi batırmış sonrada gidip boklu derede yıkamıştım.
tetanoz olup ölmeyi düşlüyordum.
kışın okulda olduğumuz iğneyi unutmuştum.hatırlasaydım başka bir intihar yöntemi üzerine yoğunlaşırdım.
hey gidi.

noranıngemisi dedi ki...

Banyocum ya kıyamam sana :)

ceren dedi ki...

büyüksün banyosuyu! ayağa çivi batırıp boklu derede yıkamak müthiş bi yaratıcılık örneği bence ahaha baksana bizde anakuzuları gibi gidip prize bişeyler sokuşturmuşuz anca:))

Bero dedi ki...

Pek uslu bir çocuk sayılmazmışsın Ceren :) Benim böyle anılarım yok pek. Ben usluymuşum sanırım veya renksiz. Bunu anladım bu yazıyı okuyunca :)

ceren dedi ki...

bero, bişey söylicem, ben dünyanın en en uslu çocuğuydum, nası oldu da bunları yaptım, beynim dönüyo benim ara sıra, hala öyleyim, çok sakinimdir ama bazen öyle bi coşuyorum ki, tanıyamıyorum kendimi:) ama eğlenceli oluyo. bence renksiz bi çocukluğun olamaz, sadece cidden çok uslu olabilirsin:)

Larien dedi ki...

ay çok güldüm ya. fena çılgımışsın. ben pembedizilerle mutlu mesut yaşayıp gitmişim :D

ceren dedi ki...

larien ben asıl senden çılgın şeyler bekliyodum,şaşırttın beni:D